BURSA PSİKOLOG HEMEN RANDEVU AL
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
Sizlere nasıl yardımcı olabileceğimiz hakkında sorularınız mı var? Bize bir e-posta gönderin, kısa süre içinde sizinle iletişime geçeceğiz.
Öfkemizle tanışmak, günlük hayatımızda sık sık “Ben çabuk öfkelenirim!” diyenlere de “Ben sinirlerimi aldırdım, hiç öfkelenmem” diyenlere de faydalı olacaktır. Bu yazımızda “hangi durumlara öfkelenirim? Ve bu durumları nasıl anlarım? Öfke patlamasını önleyebilir miyim? İçimdeki sinir dinmiyor! Ani öfke patlamaları yaşıyorum. Herkese öfke duyuyorum.” Diyenler için öfke ile tanışma ve baş etme yöntemleri hakkında öneriler ve tekniklerden bahsedeceğiz.
Öfke dediğimizde genellikle bağırmak, vurmak gibi saldırganlık içeren davranışlar aklımıza gelir. Ancak öfke her insanın yaşadığı doğal duygudur. Tıpkı mutluluk, hüzün, sevinç, kaygı, üzüntü, heyecan ve korku gibi. Agresyon duygusu, sık sık saldırganlık ile karıştırılmakta ve yaşamımızı çıkmaza sokmaktadır. Hiddet, kişinin kendi yaşamını onurlu bir şekilde devam ettirebilmesi için bir alarm sistemidir. Kendimizin yarattığı bir şey değildir. Kendiliğinden ortaya çıkan bir duygudur. Bu duygu, karnımızın acıkması kadar doğal bir histir. Ancak baş edilemeyen her duygu gibi güvendiğiniz bir klinik psikolog dan profesyonel destek almak fayda sağlayacaktır.
Öfkemizi tanımak, günlük hayatımızda bireyin duygusunun farkına varması ve anlaması önemlidir. Bazen kendimizi korumak bazen haysiyetimize laf getirmemek için öfkeleniriz. Ne zaman ki değerlerimizin tehlikeye girdiğini hissederiz işte o zaman “öfke” otomatik devreye girer.
Peki, öfkemizi tanıyor muyuz gerçekten? Öfke dediğimizde bizim aklımıza ne geliyor? Büyük tepkiler vererek etrafa zarar verecek davranışlarda bulunmak mı? Yoksa sanki bir şey yaşamamış gibi sakin ve tepkisiz kalarak kendimize zarar vermek mi? Her iki durumda da işlevsel olmayan bir şekilde asabiyetimizi gösterebiliriz.
“Öfke kılık değiştirerek farklı şekillerde hayatımızdadır.”
Birçok öfkeli insan davranışlarını fark etmek ve çözmek zaman almaktadır. Örneğin çok suskun puskun oturmak ve hiç ses çıkarmamak bunlardan biridir. Kimse böyle kişilerin duygusunu fark etmez, bazen kişinin kendi bile! Ya da hepimizin karşılaştığı her şeyi şikâyet eden ve her şeyden şikayetçi tipler. İşte şikâyet etmek de öfkenin ta kendisidir. Peki ya tembellik edenler? Duygusunun farkında olsa ve öfkesini sağlıklı bir şekilde ifade edebilse yine de tembellik eder mi? Hüzünlü ve kederli insanların Mutlu olanlara tepkisi hiç dikkatinizi çekmiş miydi? Ne varsa bu kadar mutlu olacak etrafta o kadar acı dolu hikâye varken! Bir de kızgınlığını umutsuzluk, bıkkınlık ve küskünlük maskesiyle örtenler var. Eğer siz de kendi maskelerinizi saptayabilirseniz içsel patlamanızı kontrol altına alabilirsiniz.
Aslında maskeli öfkemizi tanımanın yolları şu soruların cevaplarında gizli:
Önemli olan, bu duyguyu hissetmemek değil, kızgınlık sonunda verdiğimiz tepkileri kontrol edebilmektir. Herkes her olaya sinir duymaz. Mesela artık hepimizin nerdeyse alıştığı trafikte kalma olayı kimini fazlasıyla kızdırırken kimini etkilemez bile. Eşlerin bazı konulardaki tartışmaları kimi ilişkileri ayrılmanın eşiğine getirirken kimi ilişkilerde onarıcı olabilir. İş ortamında ya da sosyal ortamlarda karşılaşılan kişisel farklılıklar kimi için öfke yaratırken kimi için heyecana sebep olabilir. Bu yüzden öfke kişinin kendisiyle ilgilidir. Karşımızdaki kişinin söylediği ile ya da yaşadığımız bir durum ile ilgili değildir.

Herkes her olaya aynı derecede tepki göstermezler. Oysa kişi kendini koruma ihtiyacı duyduğu her duruma karşı taşkınlıkla tepki verir. Kişi onurunu ve değerlerini tehlikeye düşürecek bir durumda hissettiğinde agresyon otomatik devreye girer. Tıpkı midenin, böbreklerin kendiliğinden çalışması gibi. Bu nedenle yaşanan olay aynı olsa bile kişilerin olaya verdikleri anlam aynı olmadığı için aynı derecede sinirlenmezler.
Asabiyet; karşımızdaki kişinin söylediği ile ya da yaşadığımız bir durum ile ilgili değildir. Aksine kişinin kendi değerleriyle ilgilidir. Mesela birinin ettiği küfürle manevi değerlerinizin zedelendiğini, tehdit altında hissettiğinizi düşünebilirsiniz. Bazen de sizi sinirlendiren tetikleyici haksızlığa uğradığınız, alay edildiğiniz ya da kontrol edildiğiniz bir durum olabilir. Hangi olayların bizi hiddetlendirdiğini anladığımızda duygunuzun tetikleyicilerini bulmamız kolaylaşmaktadır. Taşkınlığınızın neden kaynaklandığını bilmek, onu yönetmede en önemli adımdır.
Unutmayın! hiç kimse, birinin prenses ya da padişah demesiyle prenses ya da padişah olmaz. Tıpkı sizi geren ve savunmaya geçiren küfürün bir başkasının demesiyle gerçek olmadığı gibi. İçsel patlama sonrası davranışımızı kontrol altına almak, duygumuzun kendimize ve başkalarına zarar vermesini engeller.
Peki, bedenimizde ve beynimizde ne oluyor da olumlu ve olumsuz sonuçlara sebep oluyor? Öfkelendiğimizde bedenimiz fiziksel, davranışsal, zihinsel ve duygusal ipuçları verir. Bedenimizin verdiği bu ipuçlarına kulak verdiğimizde tepki yoğunluğumuzu yakalarız. Şimdi hazırsanız bedenimizin verdiği işaretleri tanıyalım:
Asabiyet hissettiğimizde kalbimiz hızlı atmaya başlar. Hızlı nefes alıp verme, terleme, göğüste sıkışma, sıcaklık hissi, ellerde ve ayakta terleme ve gerginlik hissederiz. Beynime kan sıçradı deyimini sıkça deneyimlediğimiz bir durum yaşarız.
Duygularımız davranışlarımızı da etkiler. Yumruklarımızı sıkmak, ileri geri yürümek, kapıyı çarpmak ve sesimizi yükseltmek kızgınlık anımızda yaptığımız davranışlardan sadece bir kaçıdır.
Zihinsel olarak ise birilerinin bizimle ilgili küçültücü ve aşağılayıcı fikirler taşıdığı, olumsuz ve düşmanca kurgulanmış düşünce ve beklentiler içinde olduğuna inanırız.
Terk edilmişlik, korku, hayal kırıklığına uğramak, suçluluk, aşağılanma, güvensizlik, kıskançlık, reddedilmek gibi duygular asabiyet duygusuna neden olmaktadır.
Bedenimiz kendini tehdit altında hissettiğinde, bahsettiğimiz ip uçlarını beynimizin en ilkel alanı olan limbik sisteme ulaştırır. Limbik sistem, beynimizin kendini korumaktan sorumlu duygularımızı ve davranışlarımızı düzenleyen bir bölümüdür. Tüm canlılar bu ilkel alanı sadece kendini korumak ve savunmak için kullanır. Mesela ormanda karşılaştığınız bir aslanın aç olsa da olmasa da -tehlike olarak algılayacağı için- sizi parçalama olasılığı çok yüksektir. Ancak insan beynini diğer canlılardan ayıran ve en önemli özelliği korteks kabuğunun olmasıdır. Korteks düşünme, algı, planlama, dil ve muhakeme ve kişilik özelliklerinden sorumludur. Bu sayede günlük yaşamda mantıklı tepkiler ve karar veririz. Bu nedenle ormanda yabancı birini gördüğümüzde onu öldürmek yerine bizim gibi yürüyüşe çıkabileceğini pikniğe geldiğini muhakeme edebiliriz ve kişiye zarar vermeyiz.

Öfke yaşadığımızda, farklı durumlardan etkilenerek farklı tepkiler veririz. Sanki zararlı, kötü bir duyguymuş gibi hemen fiziksel saldırganlık veya şiddete dönüşebileceğini düşünür ve rahatsız hissederiz. Bu rahatsızlık hissi genellikle tutuklanma, hapse düşme, fiziksel olarak yara alma, sevdiklerinizi kaybetme düşünceleriyle ilgili olabilir. Veyahut kendinizi pişman, suçlu ve yaptıklarınız nedeni ile utanmışlık duygusuyla ilgili olmaktadır. Ancak, hiddetin saldırgan davranışlarından “akıl” koruyabilir.
Kendimize ben karşımdaki kadar aciz değilim ben ondan daha olgunum demezsek kendimizi durduramayız. Limbik sistem, bizim hayvanlar gibi ilkel tepkiler ile hayatta kalmamızı sağlarken, bizi diğer hayvanlardan ayıran en önemli becerimiz olan korteksi aktif kullanarak daha mantıklı tepkiler ile kendimizi korumamızı sağlar. Agresyon sadece ilkel işlevlerini değil, dikkatimizi ve odaklanmamızı arttırdığı, güç ve inanç sağladığını da düşünürsek öfkelendiğimizde vereceğimiz olumlu tepkiler artar.
Asabiyet kontrolü mümkün değildir, kontrolümüzde olan davranışlarımızdır ve hiçbir duygu sonsuza kadar devam etmez. Önemli olan o sınırlı süreyi kendimize ya da bir başkasına zarar vermeden geçirmektir.
“Öfke, kontrol edilemez bir duygudur! Ancak saldırganlık kontrol edebileceğimiz bir davranıştır!!!”
Problemini aşmak için çeşitli yöntemler bulunur. Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi Duygumuzu tanımak ve fiziksel, davranışsal, zihinsel ve duygusal ipuçlarını yakalamak ile içsel patlama ile baş edebilmek için en önemli adım. Eğer bu belirtilerden birkaçını fark etti ve hissettiyseniz işte duygunuzu yakaladınız.
Öfke Kontrolünde önemli olan, daha sonra olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli taşımayan, size faydalı ve işe yarayacak yollar bulmanızdır. İşte öfkeyle baş etme yöntemlerinden bazılarından sırayla bahsedeceğiz.
Taşkınlığınızın giderek arttığını ve yavaşça kontrolünüzü kaybetmeye başladığınızı fark ettiğinizde ortamdan uzaklaşmak, olası bir duygu patlamasını önlemeyi sağlayacaktır. Gerginlik hissettiğinizde bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmak, fiziksel belirtilerini azaltacaktır.
“Dışarı çıkıp, 3 tur atın.”
Ortamdan uzaklaşma tekniğini denemeden önce karşınızdaki kişiye şu anda öfkeli olduğunuzu, bu sebeple konuşmayı ertelemek istediğinizi belirterek ortamı terk etmeye dikkat edin.
Bu tekniğin, koşu, yürüyüş, çeşitli spor etkinliklerine katılma ya da güvendiğiniz biriyle dertleşmek gibi diğer yöntemlerle birlikte kullanmak etkisini artıracaktır.
“Ben Dili” kullanımındaki amacımız bizde sinire sebep olan olay karşısındaki duygularımızı, düşüncelerimizi kendi açımızdan -muhatabımızı suçlamadan onun duygu ve davranışlarına odaklanmadan- ifade etme kolaylığı sağlar. Bu iletişim biçimi sayesinde karşımızdaki kişi suçlanmış ve aşağılanmış hissetmediği için bizimle empati kurmasını sağlarız. Böylece onun da kendini ifade etmesi için ona şans tanırız. Ben Dili sayesinde ilişki kesilmeden iletişim sürdürülür.
Öfke üzerine konuşmak genellikle sinir anında zordur. Kendimizi öyle kaptırmışızdır ki kendimizi tamamen haklı, karşımızdakini ise tamamen haksız kabul ederiz. Çoğu zaman, tartışma bittiğinde, karşımızdaki aslında bizim neye kızdığımızı ve neyin değişmesini istediğimizi anlamaz. Çözüm bulunamadığı için, aynı olayın gelecekte tekrarlanma olasılığı devam eder. Bu nedenle kişiler gerginlikerini zamanında ifade etmelidir.
O anda benimsediğimiz agresif ve sert ifadeler “Ben sadece kendimi düşünürüm”, “ben önemliyim ama sen değilsin!” karşımızdakini incitecek, küçük düşürecek yada kışkırtıcı mesajlar içerebilmektedir. Bazen de çok sert olmamak adına hiç kızmıyormuş gibi sakin ve çok yumuşak ifadelerimiz muhatabımıza “Ben kendimi düşünmüyorum”, “ben önemli değilim” mesajını iletirken sinirinizin birikip gereksiz bir yerde duygu patlamasına neden olabilir. Marketten aldığımız bir sütün tarihinin geçmiş olduğu halde sütü iade etmekten kaçındığımızı düşünelim. Bu durum başkalarının bize saygısını azaltırken bizi kullanmalarına da sebep olabilir.
Duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken başkalarına saygı göstererek ve kendi haklarımızı da koruduğumuz bir iletişim şekli hem ihtiyaçlarımızı karşıladığımız hem de karşılıklı güvende olduğumuz bir yöntemdir. Marketten aldığımız tarihi geçmiş süt örneğinin satıcıya sütü geri getirme gerekçesini izah etmemiz ve bu tür ürünleri rafa koymaması konusunda uyarmamız şeklinde olması gibi.
Özetle, ilk tartışmaya neden olan, bizi sinirlendiren sorunu detaylarıyla anlatarak başlarız. Sonraki adımda, bu sorun karşısında hissettiğimiz duygularımızı tanımlarız. Üçüncü adımda, sorunun bizim için önemini ve bizdeki etkisini anlatırız. Son olarak, sorunun nasıl çözümlenebileceğine dair fikrimizi belirtiriz.
Plakların nasıl çalıştığını bilirsiniz hatta kırık ve hasarlı plakların nasıl tek bir yerde takılı kalarak aynı heceyi defalarca tekrarladığını da.
İşte Kırık Plak tekniği ismini kırık plakların işlevinden almış. Eşinizin, çocuğunuzun, öğrencilerinizin ya da arkadaşlarınızın size ısrarla bıkmadan usanmadan tekrar tekrar söylediği şeyler olmuştur. Israrlar bazen sinirlendirici olabilir. Peki size ısrar edildiğinde siz ne yapıyorsunuz?
Kırık plak tekniği tam da hiddet duyacağınız ısrarla karşılaştığınız durumlara bire bir. Kırık Plak tekniğinde muhatap olduğumuz kişi hangi konuda ısrar ederse etsin biz hiçbir açıklama yapmadan sadece düşüncemizi veya duygumuzu sürekli tekrarlamaya devam ederiz. Tekrarlarken sesimizde hiçbir duygu olmaması ses tonumuzda yükselme ya da kısılma olamaması gerekir çünkü sesin yükselmesi karşı tarafta direnç oluşturabilir. Aynı şeyi yapmaktan bıkmamalıyız. O, bizi bıktırıncaya kadar ısrar edebilir. Unutmayın, kırık plakta sabırlı olan kazanır.
“Yağmur yağdığında “niye yağdı şimdi?” diye kızabilirsiniz. Bu ne işe yarar? Yağmuru değiştiremeyiz… Ama bir şemsiye alıp işinize gidebilirsiniz.”
One thought on “ÖFKEMİZLE TANIŞALIM”