BURSA PSİKOLOG HEMEN RANDEVU AL
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
Sizlere nasıl yardımcı olabileceğimiz hakkında sorularınız mı var? Bize bir e-posta gönderin, kısa süre içinde sizinle iletişime geçeceğiz.

İnsanların kendi hayatlarını şekillendirmesi için hedef belirlemenin büyük önemi vardır çünkü bu onlara motivasyon vererek odaklanmalarına yardım eder ve ileriye doğru adım atmalarını sağlar. Bu nedenle ebeveynler çocuklarına küçük yaşlardan itibaren sorumluluklar vererek amaçlarına ulaşmaları için cesaretlendirmektedir. AMAcı olan kişiler genellikle yaşamlarına odaklanmış bireylerdir. Hedef belirleme, kişinin ne istediğini ve nereye gitmek istediğini netleştirir. Bu da kişinin enerjisini doğru yönlendirmesine yardımcı olur. Dahası, bir amaç veya amaca yönelik çalışmak insanları daha motive ettiği ve başarıya giden yolda onları desteklediği gerekçesiyle hedef belirleme kişinin motivasyonu artırmaktadır. Kaliteli bir yaşam için yol haritası belirleme ve planlı hareket etme olmazsa olmazdır.
Bununla birlikte, Hedef belirleme, hedeflere ulaşmak için atılacak adımların net olarak görülmesi ve planlanmasını kolaylaştıran amaçalr kişiye yol gösterici bir harita gibidir. Aynı zamanda başarıyı ölçmek için bir ölçüt oluşturabilir. Belirlenmiş bir amaçtan sonra amacına ulaştığında birey kendisini başarılı hissedebilir bu da özsaygısını artırabilir. Son olarak, genellikle zaman kısıtlamalarına sahiptir ve bu da bireyin zamanını daha etkili kullanmasına olanak tanır.
Hedef belirlemede dikkat edilmesi gereken önemli hususlar bulunmaktadır.
7. Motivasyonu arttırmaya odaklanmak: Motive olan insanların daha büyük başarılara imza attığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu yüzden birey kendisini motive tutacak sebepler bulmalıdır.

Kendinize Ölü İnsan Hedefi Koymayın! Kendiniz için belirlediğiniz çikolata yemeyi bırakmak, mutsuzluğa son vermek gibi olumsuz amaçlar koymayın. Bunları ölü bir insan ne olursa olsun sizden daha iyi yapacaktır. Bir şeyi yapmamak ya da bırakmak temalı hedefler ölü insan amaçlarıdır. Ne zaman amaç belirleme dense aklıma lise öğretmenimizin anlattığı meşhur bir hikaye gelir:
1.2.1. KAVANOZ HİKAYESİ
“Eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın”
Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra; Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar. Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş doktu. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Bir öğrenci “Dolmadı herhâlde” diye cevap verdi. “Doğru ” dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar doktu. Gene öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırdılar. “Güzel” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi?” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır” diye atladı. “Hayır” dedi profesör, “bu deneyin esas
anlatmak istediği”… “Eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın” gerçeğidir. Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: “Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir.”
Hikayedeki gibi kendi kavanozumuzu doldururken olumsuzluk içeren “yapmamak-bırakmak” gibi ölü insan hedefleri yerine günlük, kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli hedefler ile değerlerinize uygun bir yaşam sahibi olabilirsiniz. Ancak her amaç bir eylem gerektirir. Eylemsiz hedef düşünülemez. Zaman yönetimi ve amaç belirleme, bireyin yaşam dengesini kurmasına yardımcı olur. Uzun vadeli başarı için kısa vadeli hedefler belirlemek kritik öneme sahiptir. Bu nedenle amaç belirleme alışkanlığı kazanmak, kişisel gelişimin yapı taşıdır. Doğru belirleme, potansiyeli keşfetmenin ve kullanmanın anahtarıdır. Öncelik sıralaması yapmak, kafa karışıklığını azaltır. Esnek ama kararlı olmak değişen koşullarda bile ilerlemeyi sağlar.

Birçok insan hayatını amaçlarına odaklayarak yaşar: mezun olmak, iyi bir işe girmek, ev almak, terfi etmek, daha fazla kazanmak… Ancak gerçek şu ki, ne kadar çok amacınıza ulaşırsanız ulaşın, zihniniz daima bir sonraki adıma odaklanacaktır. Ulaşılan her amaç ısa bir süre için tatmin sağlasa da, çok geçmeden yeni bir amaç belirlenir. Bu durum, özellikle sadece amaç odaklı yaşayan bireylerde sık görülür. Böyle bir yaşam tarzı, devamlı bir “yetmeme” ve “daha fazlasını isteme” döngüsü yaratır. Sürekli olarak bir şeylerin eksik olduğu hissiyle yaşamak, zamanla kişiyi zihinsel ve duygusal olarak yorabilir.
Öte yandan, değer odaklı bir yaşam bu döngüyü kırabilir. Çünkü değerler, ulaşılması gereken bir varış noktası değil; yaşam biçimidir. Merhamet, dürüstlük, yardımseverlik, öğrenme arzusu, sadakat gibi kişisel değerlerinizle uyumlu yaşadığınızda, dış koşullardan bağımsız bir tatmin hissi gelişir. Bu değerler her zaman elinizin altındadır ve günlük yaşama entegre edilebilir.
Eğer değerlerinizi yansıtan amaçlarınız varsa, bu iki unsur birleştiğinde anlamlı ve dengeli bir yaşam inşa edilebilir. Kısa vadeli amaçlar geçici hazlar sunabilir, ama değerlerle uyumlu yaşamak kalıcı bir tatmin duygusu yaratır. Unutmayın, gerçek başarı sadece ulaşmak değil; yolculuğun kendisinden doyum almaktır.
Hedef belirleme yalnızca ne istediğini bilmek değil, aynı zamanda bu isteğin hayatındaki değerlerle örtüşüp örtüşmediğini fark edebilmektir. Kimi zaman insanlar başkalarının beklentilerine göre emeller koyar toplum, aile ya da sosyal çevre odaklı kararlar verir. Ancak bu tür emeller, kısa vadeli tatmin sağlasa da uzun vadede iç huzur ve gerçek başarı hissini vermez. Gerçekçi ve anlamlı bir hedef belirleme, bireyin kişisel değerleriyle bütünleştiğinde etkili olur.
Değerlerle uyumlu , kişinin gayeler, içsel motivasyonunu artırır. Örneğin; yardımlaşmayı değer olarak gören biri için “bir sosyal sorumluluk projesi başlatmak” oldukça anlamlı bir gayedir. Bireyi hem duygusal hem zihinsel olarak besler. Ayrıca, zor zamanlarda emellerimiz sadık kalmayı kolaylaştırır çünkü kişi neden başladığını hiç unutmaz. Sonuç olarak, ne kadar içten geliyorsa, o kadar sürdürülebilir olur. Bu nedenle, “Bu benim için gerçekten önemli mi?” sorusu mutlaka sorulmalıdır.