BURSA PSİKOLOG HEMEN RANDEVU AL
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
Sizlere nasıl yardımcı olabileceğimiz hakkında sorularınız mı var? Bize bir e-posta gönderin, kısa süre içinde sizinle iletişime geçeceğiz.
Ergenlerde Kaygı Bozukluğunun (anksiyete) nedeni her yaş grubuna ve bireysel farklılıklara göre değişkenlik gösterebilir. Çocuğun anne-babası tarafından maruz kaldığı aşırı ihmal, aşırı reddetme, özerkliğine saygı duyulmadan aşırı baskıcı, engelleyici, koruyucu tutumlar, diğer yetişkinlerin alaycı tutumları, ödül ve ceza sistemi, çocuğun fiziksel veya psikolojik baskı altında tutulması, eve yeni bir kardeşin gelmesi, anne-babanın tutarsız davranışları, diğer kimseler tarafından zorbalığa maruz kalmak, öğretmen tutumları çocuklarda ve ergenlerde kaygı bozukluğu başka bir deyişle anksiteye bozukluğu oluşmasına neden olabilmektedir.
Ergenlerde Anksiyete Bozukluklarında belirtiler erişkinlerdekine benzerdir. Ilımlı düzeyde anksiyete hissetmenin düzenleyici bir fonksiyonu olabilir; böylece birey sosyal, akademik ve kültürel beklentilere göre davranışlarını yönlendirebilir (örn: sınava hazırlanmak, anne-babasının yanında kalmak gibi). Korku ve anksiyete, çocuğun bilişsel ve sosyal beceri gelişimi ile paralel gider ve normal gelişimin bir parçasıdır. Korku, tehlikeli olan bir nesne ya da duruma yönelik oluşan duygudur. Anksiyete ise bir şeyin tehlikeli olacağı beklentisi ile hissedilen bir duygudur. Yaş büyüdükçe korkulan şeylerin sayısı ve korkunun şiddeti azalır. Ayrıca korkular küçük yaşta global, ayrımlaşmamış ve dışsal kaynaklı iken, yaş büyüdükçe daha ayrımlaşmış, soyut ve içsel kaynaklı hale gelirler.
Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete (kaygı) bozukluğu, bireylerde var olan kaygının daha yoğun ve yaşamın işlevselliğini bozacak duruma gelmesi olarak tanımlanabilir. Anksiyete (kaygı) bozukluğu çocukluk dönemde en sık görülen bozukluklardan biridir ve %8.6 ile %17.7 arasında yaygınlık oranına sahiptir. Yoğun kaygı yaşayan çocuklar fizyolojik, psikolojik, bilişsel ve davranışsal zorlanmalar yaşar. Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete bozukluğu, tedavi edilmediği taktirde yaşam kalitesini bozacak duruma gelir ve aile, okul, arkadaşlık gibi alanlarda zorlanmalara neden olur.
Ergenlerde anksiyete belirtileri üzerinden tanısı için belli psikolojik test ve envanterler kullanılabilmektedir. Değerlendirmenin önemli noktası semptomların ne zaman ve nasıl başladığı, yaş gelişim döneminde beklenen bir durum olup olmadığı, günlük yaşamanın işlevselliğini ne kadar etkilediğinin sorgulanmasıdır. Bu değerlendirmelerden sonra çocuk-ergen psikiyatri hekimi tarafından çocuklarda ve ergenlerde anksiyete bozukluğu tanısı konur, uygun tedavi yöntemleri önerilir.
•Ankisyete belirtilerinden bazıları, ergenlerin kendini tanıma, özelliklerini değerlerini oluşturma döneminde çelişkiler, telaşlar, görünümü, arkadaşları ve toplum tarafından kabullenilmesi ile ilgili kaygılar yaşaması da doğaldır. Ancak bu telaş ve kaygıların süre ve şiddeti fazla ise kaygı bozukluğuna neden olabilir.
Çocuk ve Ergenlerde Anksiyete Bozuklukları | Okul reddi davranışı bir tanı değil, bir belirtidir. Bu davranışın altında neyin yattığının anlaşılması önemlidir. Okul reddi davranışı, ayrılık kaygısı bozukluğundan, sosyal fobiden veya özgül fobiden kaynaklı olabilir. Altta yatan nedenin ortaya çıkarılması, etkili tedavi uygulanabilmesi için çok önemlidir.
Anksiyete Bozukluğu türleri, pek çok ruhsal bozuklukta olduğu gibi nedeni henüz bilinmemektedir. Bununla birlikte, biyolojik çalışmalar, beynin kaygı ile ilgili alanlarındaki (kortikal yapı, limbik sistem, bazal ganglionlar ve beyincik) nörotransmisyonun bozulabileceğini göstermiştir.
Bireyi yakından tanımak adına klinikte çokça başvurduğumuz yöntemlerden birisi olan psikolojik testler, sadece belirli bir alanda değil oldukça geniş bir yelpazede bireyin değerlendirilmesine olanak sağlayan ölçüm araçlarıdır. Günümüzde farklı şekillerde tanımlanmasına rağmen asıl olarak psikolojik testler, bireyin herhangi bir niteliğini ölçmek için bütünü temsil edecek şekilde seçilmiş standart uyarıcı takımlardır.
Bedensel belirti bozuklukları veya bir diğer adlandırılışı ile somatoform bozukluklar herhangi bir tıbbi karşılığı olmamasına rağmen bedensel belirtilerle veya kişinin sağlığı ile ilgili aşırı bir uğraş içerisinde olmasıdır. Bu bozukluklar, bedensel belirti bozukluğu (somatizasyon), hastalık kaygısı bozukluğu (hipokondriyazis), dönüştürme bozukluğu (konversiyon) ve yapay bozukluk gibi sınıflandırmalar içeren geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Bedensel belirtilere veya hasta ….
Kaygı Bozukluğu olan çocuk ve ergenler; yoğun korku, gerginlik ve çekingenlik yaşayabilirler, ayrıca kaygıları nedeniyle bazı yerlere gitmekten ya da bazı aktivitelere katılmaktan kaçınabilirler. Kaygı Bozukluklarında yaygın görülen ortak belirtilerden bazıları şunlardır:.
Ergenlerde kaygı, batan sinir uçları, gergin veya rahatsız edici hisler, hatta mide de kelebeklerin uçuşması olarak tanımlanmıştır. Tehlikeli veya stresli durumlarla karşılaştığında herkes endişeli hisseder. Kaygı zor durumlara karşı normal bir tepkidir. Fakat ergenlerde bu görüş daha farklı ele alınmalıdır.
Ailesel yatkınlık: Küçük yaşlarda ortaya çıkan kaygı sorunlarında genetik yatkınlık ihtimali yüksektir. Kaygı Bozukluğu tanısı alan çocuk ve ergenlerin ebeveynlerinde ve yakın akrabalarında kaygı sorunlarının görülme ihtimali daha fazladır. Ailede birden fazla kişide kaygı sorunu olduğunda ailedeki bireylerin birbirlerinin kaygısını tetikleme ve arttırma ihtimali vardır.
Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete (kaygı) bozukluğunun tedavisinde aile ile iş birliğinde olmak oldukça önemlidir. Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete (kaygı) bozukluğundan kaynaklı sorunlarına ailenin tutumu, sürece katkı sağlaması beklenir yani ailenin, çocuğu desteklemesi önemlidir.
Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete (kaygı) bozukluğunda, çocuğun yaşadığı kaygı durumlarını anlatabilmesi için teşvik edici bir tutum içinde olunmalıdır. Duyguları hakkında konuşmak çocuk için rahatlatıcı olacaktır. Kendi çocukluğunuzda yaşadığınız kaygılarınızdan bahsetmek, çocuğun yalnız olmadığı hissini doğurur. Çocuğu empatik bir şekilde; sorgulamadan dinlemek, koşulsuz kabul ettiğinizi hissettirmek oldukça önemlidir. Hem çocuklarda hem ergenlerde anksiyete (kaygı) bozukluğu zorlayıcı bir durumdur ve uzman desteği almak önemlidir.
Başkaları ile bağlantı kurmasına olanak sağlamak önemlidir. Çocuklarda ve ergenlerde anksiyete bozukluğunda kaygıya neden olan durumun fark edilmesi önemlidir. Okul yaşantıları, sınav, aile ilişkileri, arkadaş ilişkileri vb. durumlar kaygıya neden olabilmektedir. Kaygıya neden olan durumun saptanması tedaviyi kolaylaştırır.
Ergenlik dönemi, bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaptığı, fiziksel, zihinsel ve duygusal değişimlerin yoğun yaşandığı bir gelişim aşamasıdır. Bu dönemde yaşanan kimlik arayışı, akran ilişkileri, okul baskısı ve geleceğe dair belirsizlikler, ergenlerin zihinsel sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle kaygı bozukluğu (anksiyete) bu dönemde yaygın olarak görülür ve bireyin günlük yaşam işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak bu sorunla başa çıkmada yalnızca bireyin değil, ailenin de aktif rol oynaması gerekir. Aile üyeleri, ergene anlayışla yaklaşmalı, empatik dinleme becerisi sergilemeli ve baskı uygulamadan yanında olduklarını hissettirmelidir.
Ergenlerde anksiyete ile baş etmenin ilk adımı, kaygının fark edilmesi ve bu duygunun bastırılmadan kabul edilmesidir. Bu süreçte aile, çocuğun duygularını küçümsemeden ve yargılamadan dinlemelidir. Ergen, kaygılarını özgürce ifade edebildiğinde duygusal rahatlama yaşar ve baş etme stratejileri geliştirmeye daha açık hale gelir. Ayrıca günlük rutinlerin düzenlenmesi, fiziksel aktiviteye yönlendirme, sağlıklı uyku düzeni oluşturma ve dijital medya kullanımını dengeleme gibi yaşam tarzı değişiklikleri de anksiyete düzeyinin azalmasına katkı sağlar.
Bir diğer önemli nokta ise, gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemektir. Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT), ergenlerde anksiyeteyle baş etmede oldukça etkili bir yöntemdir. Bu süreçte aile terapisi de devreye girerek hem ergene hem de ebeveynlere rehberlik edebilir. Sonuç olarak, ergenlikte anksiyete bozuklukları ile mücadele yalnızca bireysel değil, aile temelli bir yaklaşım gerektirir.